< < Önceki Sayfaya Dön
KEHRİBAR HİÇ'LİK ve OSMANLI TUĞRALI GÜMÜŞ YÜZÜK
KEHRİBAR HİÇ'LİK ve OSMANLI TUĞRALI GÜMÜŞ YÜZÜK
HİÇ'LİK ve OSMANLI TUĞRALI YÜZÜK
HİÇ'LİK ve OSMANLI TUĞRALI YÜZÜK

Kehribar Hiclik ve Osmanlı Tuğralı Gümüş Yüzük (YO00302)

Marka : Vav Gumus
İndirim Oranı : %32 İndirim
Fiyat : $140.00
İndirimli : $95.00
Yerli

Gümüş 925 Ayar
 Ağırlık 16,00 gram

HİÇLİK NE DEMEKTİR

İnsanın hiçten var edildiğini ve Rabbinin Kuret, İlim ve İrade gibi sıfatlarına, karşı hiç hükmünde olduğunu ifade eder.

OSMANLI TUĞRALARININ ANLAMI

Oğuzca Tuğrağ olup, Anadolu lehçesinde (ğ) söylenişinde zorluk olduğu için direk “Tuğra” olarak söylenerek yaygın hale gelmiştir. Padişahın basılmış şeklinde olan imzasına denilmektedir. Farsça olarak nişan “işaret” anlamına, Arapçası tevki yani “iz bırakma” anlamına gelmektedir. Büyük Selçuklular da ve Anadolu Selçukluları’nda tuğraların varlığına rastlanmaktadır. Şekil şeklinde olanları Osmanlı Devleti’nde ve Anadolu beyliklerinde görülmektedir.

Büyük Selçuklular’dan Eyyubilere ve oradan da Memlüklüler’e geçen tuğrada hükümdara ve babasına ait isim aşırı derecede harf uzantısı ile yer almaktadır. Anadolu beyliklerinde en eski tuğra Saruhan oğlu İshak bey’e ait 1374 tarihli gümüş paralarında yer almaktadır.

Osmanlı tuğrası padişahın isminin ve lakabının bulunduğu, yer aldığı imzaya denilmektedir. Aynı zamanda padişahın ve babasının ismi yer almaktadır. İlk olarak Orhan Gazi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Tuğrada sadece Orhan Bin Osman şeklinde ifade yer almaktadır. Bu tuğra ilk olarak 1324 ve 1348 tarihinde kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’e ait tuğra olmadığından 36 padişah arasından sadece 35 padişaha ait tuğra bulunmaktadır. Tuğralar arasında en iyi şekilde tasarlanmış olanı II.Abdülhamid’e ait tuğra kabul edilmektedir. Burada sizlere osmanlı tuğrasının özellikleri, manası, resmi, içinde ne yazıyor, çizimi, resmi, sırrı, türkçe anlamı anlatılmıştır.

 

 

Osmanlı tuğrasındaki sembollerin anlamları;

Sere (Kürsü): Tuğranın en altında bulunur, asıl anlamın bulunduğu bölüme verilen isimdir. Burada padişahın ismi, babasının ismi, sahip oldukları ünvanlar, el-muzaffer daima duası bulunur.

Beyzeler: Tuğranın sol tarafında yer alan ve iç içe iki kavisli bölüm kısımından oluşan yerdir.

Tuğ’lar: Tuğranın üstünde yer alan “elif” harfi şeklindeki yukarı doğru uzanan uzantılara denilmektedir.

Zülfe: Tuğların yanında yer alan flama şeklinde kavislere denilmektedir.

Kollar(Hançere): Beyzeleri takip eden şeklinde paralel uzantılara denilir. Padişahların sağ üst köşelerinde “mahlas” şeklinde sıfatı da yer almaktadır.

 

Osmanlı Tuğrası’nın Kullanıldığı Yerler

Tuğranın büyüklüğü yazılan yazının ve belgenin içeriğine göre değişkenlik göstermektedir. Büyüklüğe bağlı bir uyum içerisinde yer alırdı. Tuğralar her zaman belge ve evrakların başında yer almaktadır. Hiçbir tuğra sonda yer almaz. Tuğraların sağ taraflarına çiçek deseni ve mahlas yazma sonraları ortaya çıkan bir durumdur.

Hiçbir Osmanlı tuğrası birbirine benzemez. İlk tuğra olan Orhan Gazi’ye ait olan olan tuğra diğer tüm tuğralara örnek olarak esinlenilmiştir. Zamanla arma şeklini alan tuğralar artık para, pul, evrak, senet, çeşme, cami, resmi daire, donanma, saray gibi birçok yerde yerini alarak kullanılmaya başlanarak devam etmiştir.

Tuğralar beylikler aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne geçmesinden yıkılmasına kadar çeşitli yerlerde kullanılarak hat sanatında sanatsal bir kol haline gelerek, bugün birçok sanatsal faaliyetlerde yer alarak devam etmektedir. Hattatlar en güzel Osmanlı tuğrasını çıkarmak için kıyasıya uğraşmışlar ve içinde Kuran’ı Kerim’den ayetler, dualar, hadisler geçen tuğralar ortaya çıkmıştır.

 

Hat sanatının bir parçası olarak yıllardır bu sanatla birlikte günümüze kadar çizilerek gelmiştir. Osmanlı Hükümdar’ının yanı sıra şehzade, vezir-i azam, vezir, beylerbeyi, sancakbeylerinin devlet işlerinde kullanması için tuğra yerinde geçen pençe diye adlandırılan imza yerine geçen alametler kullandıkları görülmektedir. Pençe dediğimiz imzalar ile tuğra arasında ki en büyük fark tek ve çift kavisdir. Pençlerde tek, tuğralarda ise çift kavis yer almaktadır. Bugün birçok sanatsal tablo çalışmalarında yerini almış olan tuğralar, en güzel şekli ile göz zevkine hitap edecek şeklinde çizilmektedir.

 

Osmanlı tuğralarının diğer isimleri şu şekildedir; “alamet-i şerife”, “misal-i hümayun”, “tuğray-ı meymun”, “mekan-ı hakani”, “tuğray-ı garra”, “tevk-i ref-i hümayun”, “tevk-i hümayun”, “tevki-i refi”, “nişan-ı şerif-i alişan-ı sultan-i”, “tuğray-ı garray-ı sami”, “nişan-ı hümayun”, “misal-i meymun”, “nişan-ı şerif-i alişan-ı”.

KEHRİBAR NEDİR?

Çağlar öncesinde çam ağaçlarından sızmış reçinelerin taşıllaşmasıyla oluşmuş, süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla değin türlü renklerde olabilen, kolay kırılabilen, bir yere hızlıca sürtülüp hafif cisimlere yaklaştırıldığında onları kendine çeken, yarı saydam bir maddedir.

 

Kehribar taşı, etkileri nedeniyle şifalı taş sayılmaktadır. Bu taş, takı aksesuarı olarak çok sık bir şekilde kullanılmaktadır. Bunu örneklendirecek olursak, kehribar taşından yapılmış olan gerdanlık takısı, troid bezi ve de boğaz enfeksiyonlarının oluşumunu engeller. Astım ve bronşit gibi solunumla ilgili hastalıkların oluşmaması ve iyileşmesi, kehribar taşının insan sağlığına olan etkileri arasında yer almaktadır.

 

Çoğu insan alerji sıkıntısı yaşamaktadır. Bu olumsuz etkiler doğurabilen alerji sorunu, kehribarın iyileştirici gücü sayesinde önlenmektedir. Ağrılar için de, kehribar taşı büyük bir önem taşımaktadır. Yapılan gözlemler sonucunda özellikle de romatizmal ağrıları olan kişiler için kehribar taşı oldukça önemlidir. Bu taşın ağrıları giderme gücünden faydalanmak için, taşı ağrı bulunan yere sürmek yeterlidir. Böylece taşın sürüldüğü bölgedeki ağrıda azalma meydana gelir. Kehribar taşının sindirim sistemine de oldukça fazla olumlu katkıları bulunmaktadır. Kehribarın, bağırsakların düzenli ve sağlıklı çalışmasını sağlaması da en büyük özelliklerinden biridir.