< < Önceki Sayfaya Dön
Osmanlı Tuğralı Elif Vav Gümüş Erkek Yüzük
Osmanlı Tuğralı Elif Vav Gümüş Erkek Yüzük
OSMANLI TUĞRALI ELİF-VAV YÜZÜK
OSMANLI TUĞRALI ELİF-VAV YÜZÜK

Osmanlı Tuğralı Elif Vav Gümüş Erkek Yüzük (A00241)

Marka : Vav Gumus
Fiyat : $55.00
Yerli

Maden                      925   Ayar Gümüş
Ağırlık        7,00 Gram
Maden Rengi   Gümüş
Taş Rengi   Siyah
Taş Cinsi   Mine
Tema   Osmanlı
Garanti Süresi (Ay)   24
Stok Kodu   A00241

Elif ve Vav Harflerinin Anlamı

Kolye ve yüzüklerde sıklıkla karşılaştığımız Elif, Vav harflerinin anlamı nedir?

Dini figürlerin yer aldığı takı kullanmayı sevenlerin de tercih ettiği modellerin başında geliyor.

Vav harfi Arap elfabesinin 27. harfidir. Peki neden Vav’lı aksesuarların dini açıdan derin anlamlar taşıdıklarına inanılıyor? İşte yanıtı… Tasavvuftaki Vav harfinin anlamına bakıldığında harfin, şekil olarak hem secde eden insana hem de anne karnındaki cenin duruşuna benzediğine inanılıyor. Bu benzetmeler neticisinde de; Vav harfli takıların insanların yaradana kulluğunu temsil ettiğine ve Allah’ın birliğini gösterdiği anlamı çıkarılmakta. Hatta; Vav harfi ile ilgili sözler arasında en bilinen tabir olan “Vav gibi olmak”  tabiri de; ‘Kulluğunu bilmek ve secde etmek. Allah’a yakın olmak’ anlamında kullanılıyor.

Bu nedenle de üzerinde Vav harfi taşımanın kişiye neşe ve huzur getireceği ve iç sıkıntılardan uzaklaştıracağına inanılır. .

Bütün mahlukat ana karnında `Vav`ken, `Vav` gibi kıvrılmışken, dünya gelince `Elif` olup dimdik durur. “Elif” harfi insanın, haksızlığa, zülme ve yanlışa karşı duruşunu temsil ettiğine ianılır. Hayatı boyunca fiziki olarak “Elif” olarak yaşar, ihtiyarladıkça tekrar “Vav” gibi iki büklüm olur.

Elif ve Vav ile ilgili sözler öylesine çoktur günümüzde pek çok tasavvufçu ve inançlı kişiler bu derin anlam karşısında kitaplar, şiirler yazmaya devam ediyorlar.

OSMANLI TUĞRALARININ ANLAMI

Oğuzca Tuğrağ olup, Anadolu lehçesinde (ğ) söylenişinde zorluk olduğu için direk “Tuğra” olarak söylenerek yaygın hale gelmiştir. Padişahın basılmış şeklinde olan imzasına denilmektedir. Farsça olarak nişan “işaret” anlamına, Arapçası tevki yani “iz bırakma” anlamına gelmektedir. Büyük Selçuklular da ve Anadolu Selçukluları’nda tuğraların varlığına rastlanmaktadır. Şekil şeklinde olanları Osmanlı Devleti’nde ve Anadolu beyliklerinde görülmektedir.

Büyük Selçuklular’dan Eyyubilere ve oradan da Memlüklüler’e geçen tuğrada hükümdara ve babasına ait isim aşırı derecede harf uzantısı ile yer almaktadır. Anadolu beyliklerinde en eski tuğra Saruhan oğlu İshak bey’e ait 1374 tarihli gümüş paralarında yer almaktadır.

Osmanlı tuğrası padişahın isminin ve lakabının bulunduğu, yer aldığı imzaya denilmektedir. Aynı zamanda padişahın ve babasının ismi yer almaktadır. İlk olarak Orhan Gazi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Tuğrada sadece Orhan Bin Osman şeklinde ifade yer almaktadır. Bu tuğra ilk olarak 1324 ve 1348 tarihinde kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’e ait tuğra olmadığından 36 padişah arasından sadece 35 padişaha ait tuğra bulunmaktadır. Tuğralar arasında en iyi şekilde tasarlanmış olanı II.Abdülhamid’e ait tuğra kabul edilmektedir. Burada sizlere osmanlı tuğrasının özellikleri, manası, resmi, içinde ne yazıyor, çizimi, resmi, sırrı, türkçe anlamı anlatılmıştır.

 

 

Osmanlı tuğrasındaki sembollerin anlamları;

Sere (Kürsü): Tuğranın en altında bulunur, asıl anlamın bulunduğu bölüme verilen isimdir. Burada padişahın ismi, babasının ismi, sahip oldukları ünvanlar, el-muzaffer daima duası bulunur.

Beyzeler: Tuğranın sol tarafında yer alan ve iç içe iki kavisli bölüm kısımından oluşan yerdir.

Tuğ’lar: Tuğranın üstünde yer alan “elif” harfi şeklindeki yukarı doğru uzanan uzantılara denilmektedir.

Zülfe: Tuğların yanında yer alan flama şeklinde kavislere denilmektedir.

Kollar(Hançere): Beyzeleri takip eden şeklinde paralel uzantılara denilir. Padişahların sağ üst köşelerinde “mahlas” şeklinde sıfatı da yer almaktadır.

 

Osmanlı Tuğrası’nın Kullanıldığı Yerler

Tuğranın büyüklüğü yazılan yazının ve belgenin içeriğine göre değişkenlik göstermektedir. Büyüklüğe bağlı bir uyum içerisinde yer alırdı. Tuğralar her zaman belge ve evrakların başında yer almaktadır. Hiçbir tuğra sonda yer almaz. Tuğraların sağ taraflarına çiçek deseni ve mahlas yazma sonraları ortaya çıkan bir durumdur.

Hiçbir Osmanlı tuğrası birbirine benzemez. İlk tuğra olan Orhan Gazi’ye ait olan olan tuğra diğer tüm tuğralara örnek olarak esinlenilmiştir. Zamanla arma şeklini alan tuğralar artık para, pul, evrak, senet, çeşme, cami, resmi daire, donanma, saray gibi birçok yerde yerini alarak kullanılmaya başlanarak devam etmiştir.

Tuğralar beylikler aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne geçmesinden yıkılmasına kadar çeşitli yerlerde kullanılarak hat sanatında sanatsal bir kol haline gelerek, bugün birçok sanatsal faaliyetlerde yer alarak devam etmektedir. Hattatlar en güzel Osmanlı tuğrasını çıkarmak için kıyasıya uğraşmışlar ve içinde Kuran’ı Kerim’den ayetler, dualar, hadisler geçen tuğralar ortaya çıkmıştır.

 

Hat sanatının bir parçası olarak yıllardır bu sanatla birlikte günümüze kadar çizilerek gelmiştir. Osmanlı Hükümdar’ının yanı sıra şehzade, vezir-i azam, vezir, beylerbeyi, sancakbeylerinin devlet işlerinde kullanması için tuğra yerinde geçen pençe diye adlandırılan imza yerine geçen alametler kullandıkları görülmektedir. Pençe dediğimiz imzalar ile tuğra arasında ki en büyük fark tek ve çift kavisdir. Pençlerde tek, tuğralarda ise çift kavis yer almaktadır. Bugün birçok sanatsal tablo çalışmalarında yerini almış olan tuğralar, en güzel şekli ile göz zevkine hitap edecek şeklinde çizilmektedir.

 

 

Osmanlı tuğralarının diğer isimleri şu şekildedir; “alamet-i şerife”, “misal-i hümayun”, “tuğray-ı meymun”, “mekan-ı hakani”, “tuğray-ı garra”, “tevk-i ref-i hümayun”, “tevk-i hümayun”, “tevki-i refi”, “nişan-ı şerif-i alişan-ı sultan-i”, “tuğray-ı garray-ı sami”, “nişan-ı hümayun”, “misal-i meymun”, “nişan-ı şerif-i alişan-ı”