< < Önceki Sayfaya Dön
Benzer Ürünler
OSMANLI TUĞRALI AKİK TAŞLI YÜZÜK
OSMANLI TUĞRALI AKİK TAŞLI YÜZÜK
OSMANLI TUĞRALI AKİK TAŞLI YÜZÜK

Gümüş Osmanlı Tuğralı Akik Taşlı Yüzük (KAR00275)

Marka : Vav Gumus
Fiyat : $85.00
Yerli

Maden                      925   Ayar Gümüş
Ağırlık        12,00 Gram
Maden Rengi   Gümüş
Taş Rengi   Kahverengi
Taş Cinsi   Akik
Tema   Asalet
Garanti Süresi (Ay)   24
Stok Kodu   KAR00275

OSMANLI TUĞRALARININ ANLAMI

Oğuzca Tuğrağ olup, Anadolu lehçesinde (ğ) söylenişinde zorluk olduğu için direk “Tuğra” olarak söylenerek yaygın hale gelmiştir. Padişahın basılmış şeklinde olan imzasına denilmektedir. Farsça olarak nişan “işaret” anlamına, Arapçası tevki yani “iz bırakma” anlamına gelmektedir. Büyük Selçuklular da ve Anadolu Selçukluları’nda tuğraların varlığına rastlanmaktadır. Şekil şeklinde olanları Osmanlı Devleti’nde ve Anadolu beyliklerinde görülmektedir.


Büyük Selçuklular’dan Eyyubilere ve oradan da Memlüklüler’e geçen tuğrada hükümdara ve babasına ait isim aşırı derecede harf uzantısı ile yer almaktadır. Anadolu beyliklerinde en eski tuğra Saruhan oğlu İshak bey’e ait 1374 tarihli gümüş paralarında yer almaktadır.


Osmanlı tuğrası padişahın isminin ve lakabının bulunduğu, yer aldığı imzaya denilmektedir. Aynı zamanda padişahın ve babasının ismi yer almaktadır. İlk olarak Orhan Gazi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Tuğrada sadece Orhan Bin Osman şeklinde ifade yer almaktadır. Bu tuğra ilk olarak 1324 ve 1348 tarihinde kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’e ait tuğra olmadığından 36 padişah arasından sadece 35 padişaha ait tuğra bulunmaktadır. Tuğralar arasında en iyi şekilde tasarlanmış olanı II.Abdülhamid’e ait tuğra kabul edilmektedir. Burada sizlere osmanlı tuğrasının özellikleri, manası, resmi, içinde ne yazıyor, çizimi, resmi, sırrı, türkçe anlamı anlatılmıştır.


Osmanlı tuğrasındaki sembollerin anlamları;

Sere (Kürsü): Tuğranın en altında bulunur, asıl anlamın bulunduğu bölüme verilen isimdir. Burada padişahın ismi, babasının ismi, sahip oldukları ünvanlar, el-muzaffer daima duası bulunur.


Beyzeler: Tuğranın sol tarafında yer alan ve iç içe iki kavisli bölüm kısımından oluşan yerdir.


Tuğ’lar: Tuğranın üstünde yer alan “elif” harfi şeklindeki yukarı doğru uzanan uzantılara denilmektedir.

Zülfe: Tuğların yanında yer alan flama şeklinde kavislere denilmektedir.


Kollar(Hançere): Beyzeleri takip eden şeklinde paralel uzantılara denilir. Padişahların sağ üst köşelerinde “mahlas” şeklinde sıfatı da yer almaktadır.


Osmanlı Tuğrası’nın Kullanıldığı Yerler;

Tuğranın büyüklüğü yazılan yazının ve belgenin içeriğine göre değişkenlik göstermektedir. Büyüklüğe bağlı bir uyum içerisinde yer alırdı. Tuğralar her zaman belge ve evrakların başında yer almaktadır. Hiçbir tuğra sonda yer almaz. Tuğraların sağ taraflarına çiçek deseni ve mahlas yazma sonraları ortaya çıkan bir durumdur.


Hiçbir Osmanlı tuğrası birbirine benzemez. İlk tuğra olan Orhan Gazi’ye ait olan olan tuğra diğer tüm tuğralara örnek olarak esinlenilmiştir. Zamanla arma şeklini alan tuğralar artık para, pul, evrak, senet, çeşme, cami, resmi daire, donanma, saray gibi birçok yerde yerini alarak kullanılmaya başlanarak devam etmiştir.


Tuğralar beylikler aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne geçmesinden yıkılmasına kadar çeşitli yerlerde kullanılarak hat sanatında sanatsal bir kol haline gelerek, bugün birçok sanatsal faaliyetlerde yer alarak devam etmektedir. Hattatlar en güzel Osmanlı tuğrasını çıkarmak için kıyasıya uğraşmışlar ve içinde Kuran’ı Kerim’den ayetler, dualar, hadisler geçen tuğralar ortaya çıkmıştır.


Hat sanatının bir parçası olarak yıllardır bu sanatla birlikte günümüze kadar çizilerek gelmiştir. Osmanlı Hükümdar’ının yanı sıra şehzade, vezir-i azam, vezir, beylerbeyi, sancakbeylerinin devlet işlerinde kullanması için tuğra yerinde geçen pençe diye adlandırılan imza yerine geçen alametler kullandıkları görülmektedir. Pençe dediğimiz imzalar ile tuğra arasında ki en büyük fark tek ve çift kavisdir. Pençlerde tek, tuğralarda ise çift kavis yer almaktadır. Bugün birçok sanatsal tablo çalışmalarında yerini almış olan tuğralar, en güzel şekli ile göz zevkine hitap edecek şeklinde çizilmektedir.


Osmanlı tuğralarının diğer isimleri şu şekildedir;

“alamet-i şerife”, “misal-i hümayun”, “tuğray-ı meymun”, “mekan-ı hakani”, “tuğray-ı garra”, “tevk-i ref-i hümayun”, “tevk-i hümayun”, “tevki-i refi”, “nişan-ı şerif-i alişan-ı sultan-i”, “tuğray-ı garray-ı sami”, “nişan-ı hümayun”, “misal-i meymun”, “nişan-ı şerif-i alişan-ı.”

 

AKİK TAŞI

Vücuda temas etmesi ile birçok hastalığın ve ağrıların dinmesinde etkili olduğu bilinen akik taşı yeryüzündeki en doğal ve faydalı taşlardan biridir. En çok da psikolojik rahatsızlıklar üzerindeki olumlu etkisi nedeniyle pek çok ülkede alternatif tıp alanında akik taşından da faydalanılmaktadır. Olumlu enerjisi yüksek bir taş olarak vücut sağlığına olan etkileri kadar stresi ve heyecanı azaltması gibi etkileri de her yönden bu taşın faydasını öne çıkarmaktadır.


Dünya’da ve ülkemizde doğal olarak çıkarılması ve kullanım alanı oldukça yaygın olan akik taşı dünya ülkeleri arasında Hindistan, Çin, Brezilya ve İtalya gibi ülkelerde çıkarılmaktadır. Ülkemizde ise Karadeniz sıradağlarını meydana getiren volkanik taşların içerisinden çıkarılmaktadır. Ayrıca Ankara da akik taşına ev sahipliği yapan diğer önemli illerimiz arasındadır.


Her bölgede farklı bir isimle anılan Akik taşı hem estetik güzelliği hem de yaydığı enerji nedeniyle pek çok insan tarafından sevilmiştir. Akik isminin kökeni incelendiğinde ismini Sicilya’da bulunan Achates Nehri’nden aldığına inanılır. Günümüzde doğal taş aksesuarlarda sıkça rastladığımız bu özel taş eski çağlardan beri süs eşyası ve mücevher olarak kullanılmış oldukça değerli bir özelliktedir. 


Faydaları saymakla bitmeyen akik taşının kullanımı özellikle İslam ülkelerinde yaygındır.  Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v)’in de hatem yani mühür anlamında bir akik yüzük taşıdığı rivayet olunmaktadır. Akik taşının en bilinen faydası  kişiyi ruhsal açıdan korumasıdır. Güçlü bir enerjisi olan bu taş gerginliği ve stresi azaltarak kişinin uyumsuzluklarını en aza indirir.


Kişiyi sosyalleştirerek çevre ve insanlarla uyum sağlamasına yardımcı olur. Aynı zamanda dünyevi başarıya yardımcı olarak kişiyi yorgunluktan ve tükenmiş hissetme duygusundan uzaklaştırır.  Bunun yanı sıra ağrıları azalttığı, cilde ve kemiklere iyi geldiğine inanılmaktadır.


Akik Taşının Ruhsal Faydaları;

Ruhsal anlamda insan üzerindeki stresi ve gerginliği azaltırken etrafa karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olabilmeyi sağlamaktadır. Pozitif enerjisi yüksek bir taş olarak üzerinde akik taşı bulunduran ve enerjisi negatif yönde olan kişilerin enerjilerinin yükseldiğine şahit olmaları söz konusudur. İnsanın kendisini daha iyi ifade etmesine ve çekingen karakterde olan insanların daha dışa dönük birer insan olmalarını destekleyici ruhsal etkileri de bulunmaktadır.


Akik Taşının Fiziksel Faydaları;

Fiziksel anlamda ise akik taşının temas ettiği bölgelerdeki ağrıların azalması ve ısınması bu taşın en çok yararlanılan özelliklerindendir. Cilt hastalıklarını iyileştiricietkisinin yanı sıra diş ve kemiklerin güçlenmesinde ve korunmasında da ciddi faydaları vardır. Hamile kadınların bu süreçte akik taşı kullanmaları başta kendi sağlıkları olmak üzere bebeğin gelişimini de olumlu yönde etkileyecektir. Damar rahatsızlıklarının giderilmesi ve vücuttaki gazın azalmasında yine akik taşından fayda sağlanması söz konusudur.